MESUT KARAKIŞ: Serial Beauty 6 Şubat – 14 Mart 2020

Galeri 77, Mesut Karakış’ın “Serial Beauty (Seri Güzellik)” isimli ikinci kişisel sergisine 6 Şubat – 14 Mart tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Sanatçı, resimlerinde dolaysız bir biçime yönelerek formların, lekelerin ve renklerin birbiriyle olan ilişkisini sıra dışı bir teknikle yorumluyor. Eserlerinde; hem yaratı ve yok etme süreci, hem de gösterme ve gizleme, güncel gerçeklik algımıza işaret eden kavramsal boyutlar ihtiva ediyorlar. Karakış’ın eserlerine tuval sınırlarının ötesinde bir anlam ve önem kazandıran da bu diyalektik işte! Kendine özgü tekniği ve dikkat çekici üslubuyla Türk çağdaş sanatına yeni bir soluk getiren birbirinden seçkin soyut eserlerden oluşan sergi, Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında 14 Mart tarihine kadar ziyaret edilebilir.

Mesut Karakış gibi biçimci ressamlar için önemli olan sanatsal unsurlar formlar ve renklerdir. Eserlerinin kompozisyonu, resmin içsel yapısına odaklanarak azami estetik ve görsel etkiyi amaçlar. Bu eserlerin anlamı; anlatı, betim ya da çizimden ziyade dışavurumun teknik ve şekilsel yollarında bulunur. Hem biçimci hem de minimalist resimler, bir hikâye anlatmaz ya da seyircisine edebi bir içerik ulaştırma amacı gütmez. Resmin gerçek ve özgül varlığı dışında bir şey yoktur. Bunun için 1964 yılında Frank Stella popüler bir deyiş olan “bir şey ne ise odur” deyimini, entelektüel sanat bağlamında “ne gördüğün ne gördüğündür” olarak yeniden icat etmiştir.

Mesut Karakış üretiminde ve temsilinde yeni yollar açarak soyut resmi klasik sınırlarından ileri taşıyan yaratıcı sanatçılar arasında yer almakta. Renklerle olduğu kadar yeni resim teknikleriyle denemeler yapan Karakış’ın sanatsal gelişimi, onu tasvirden soyutluluğa sürükledi. Güncel eserlerinde resminin öz-gönderimsel ve otarşik karakteri baskın gelmekte. Çoğunlukla organik deformasyon ve dışavurumların şiirsel yollarıyla karakterize edilen önceki çalışmalarından farklı olarak; yeni çalışmaları geometrik şekiller, çizgilerden oluşan dinamik matrisler, ince formlar, karmaşık dokular ve canlı renklerden oluşuyor. Artık, örgü üzerinde çizgisel formlar Karakış’ın kompozisyonlarındaki baskın unsurlar. Oranlı görünen dizilişler, çeşitli dikdörtgenler, karmaşık çizgi ağları ve şekiller resmin düzensel varlığını niteler. Her ne kadar kentsel ya da mimari yapıları, mikroskop görüntülerini, 1’lerin ve 0’ların dijital matriksini temsil ediyor gibi görünseler de bu çalışmalar aslında kendilerine atıfta bulunan nitelikte. Herhangi bir dış bağlam ya da gerçekliği ima etmiyorlar. Bu resimler, resmin kendisiyle alakalı.

Mesut Karakış, yapıcılık ve yıkıcılık arasında gidip gelen sofistike ve özgün bir resim tekniği geliştirmiş. Eserlerini oluşturma aşamasında, bulanıklık ve berraklıktan oluşan karakteristik estetiğini formüle etmek için sıklıkla resimlerini bölüm bölüm yaratıyor ve siliyor. Resimleri, akılcı hesaplamalar ve ihtimallerin karmaşık diyalektiği içerisinde çağdaş resmin çok boyutlu varoluşuna değiniyor. Eserler, planlılık ve tesadüf arasında, estetiğin çeşitli ekollerinin eşiğinde, soyut resmin tarihi zenginliğini ve güncel görsel kültürümüzün varlığını ortaya çıkarmakta.

Mesut Karakış resimlerinde açığa çıkan nihai görselde, en ön katman fırçayla boyanmamıştır. Sanatçı, zemindeki rengin belli bölümlerini eritmek ve ayırmak için akrilik boya ve su arasındaki kimyasal reaksiyonu kullanır. Onlarca tek renkli katmanı üst üste koyduktan sonra, su çizgileri ve çeşitli kompozisyonel tasarımlarını yüzeye yerleştirir. Resmetme sürecinde sanatçı, tıpkı bir renk bilimcisi gibi yeri, zamanı, ısıyı, nemi ve resim üzerindeki birçok çevresel etkeni dikkate almak ve hesaplamak zorundadır.

Karakış resimlerinin estetik gücünü arttırmak için canlı renkleri beyaz ve siyah ile birlikte kullanıyor. Özellikle güncel çalışmalarında beyaz, diğer renkleri öne çıkaran ve seyircinin odağına koyan düzlemsel bir boşluk hâlini almış. Resimlerin üst bölümünden alta doğru indikçe renk paleti yoğunluktan sakinliğe kayıyor. Bu yalnızca rengin psiko-görsel etkisini güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda hareket hissini ve uzaysal derinliği de arttırıyor.

Karakış’ın bu alternatif resim metodundaki silme ve açığa çıkarma yalnızca görsel kalitesiyle öne çıkmıyor. Dahası da var: bu dinamik akışın sonuçlarını özümsemek ve onlarca boya katmanı boyunca bakabilmek gözler için bir ziyafet. Görsel etkisi oldukça çekici ve yüksek. Bununla birlikte, bu çok katmanlı şeffaflık ve dinamizm; yüksek hızdayken resimlerin ve olayların hiç bitmeyen imgeler dağına dönüşene kadar birbiri içerisinde eriyip gittiği görsel kültürümüzün güncel durumuna atıfta bulunmakta. Tam da bu sebeple hem yaratı ve yok etme süreci, hem de gösterme ve gizleme güncel gerçeklik algımıza işaret eden kavramsal boyutlar ihtiva ediyorlar. Karakış’ın eserlerine tuval sınırlarının ötesinde bir anlam ve önem kazandıran da bu diyalektik işte.

“Boşlukta Bir An” isimli ilk kişisel sergisini geçen sene Galeri 77 çatısı altında gerçekleştiren Mesut Karakış; bu yeni sergisinde soyutlama yolculuğunu daha da belirginleştiriyor. Sanatçı bu yeni serisinde; yatay ve dikey çizgileri, daha sistemli, simetrik ve bir bütünlük sağlayacak şekilde dengeli kullanarak oluşan geometrik biçimlerin optik etkilerini kuvvetlendiriyor ve bu çizgisel kesişmeleri yeni kompozisyonlara taşıyor. Mesut Karakış’ın “Serial Beauty” ismini taşıyan ikinci kişisel sergisi 6 Şubat – 14 Mart tarihleri arasında Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında tüm sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir.

Mesut Karakış 1976 yılında Sakarya’da doğdu. 1999 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, Hüsamettin Koçan Atölyesi’nden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli karma sergilerde yer aldı. Sanatçı çalışmalarını halen İstanbul’da sürdürmektedir.

GALERİ 77

  • Necatibey Cad. No:77 Ayvaz Han 34420 Karaköy/Beyoğlu, İstanbul
  • Açılış → 6 Şubat 2020 Perşembe, (Kokteyl: 18:30-20:30)
  • Ziyaret Saatleri → Pazartesi – Cumartesi, 10:00-18:00 (Pazar, randevu ile)
  • Düzenleyen Buğra Uzunçelebi

Öne Çıkan Eserler